Sohbetler 3

Sohbetler 3

Azgın nefsi kesmek ,ıslah etmek bizlerin elinden gelmez. Ancak nefs-i emmare , bir mürşid-i kamilin hakikat kılıcıyla kesilirse nefs-i mutmainneye, nefs-i râziyeye ve nefs-i merziyyeye dönüşür.

 10,00

Stokta yok

Stok Kodu: mavi11 Kategoriler: Etiketler: , ,

Yazar Hakkında

Hacı Hasan Efendi (K.S.)

Hacı Hasan Efendi (k.s.)’nin Hayatı
Çocukluk ve Gençlik Yılları
Hacı Hasan Efendi (k.s.)1914 yılında (1330) Kayseri’nin Yahyalı ilçesinde doğdu. Anne ve baba tarafından, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in nur nesline dayanan asîl bir ailedendir.
O dönemin, dinî tahsile elvermeyen kısıtlı imkânları içinde medreseye devam etti. Fakat daha çok Erbilli Esad Efendi (k.s.) Hazretlerinin halifesi olan babaları Mustafa Efendi’nin sohbetlerinde yetişti. Yedi yaşında Kur’an-ı Kerim’i öğrendi.
Gençlik, hatta çocukluk yıllarında, ruhunun derinliklerinde taşıdığı ulvî seciye ve yüksek karakterini davranışlarıyla ortaya koydu. Kendi seviyesindeki yaşıtlarının dünyevî hevesler peşinde koşturduğu dönemde O, Allah ve Rasûlü’nün aşkıyla yanıp tutuştu.
On dörtte vurdular mânevi aşı,
Durmadan akardı gözümün yaşı

diyerek bizzat belirttikleri gibi tasavvufî terbiyenin kazandırdığı rikkat ve ruh inceliği daha o yaşlarda başladı. Zamanın irşad kutbu M. Sami Efendi (k.s.) hazretlerinin Yahyalı’yı teşriflerinde, coşkun bir sevgiyle hizmetlerinde bulundu ve büyük iltifatlara mazhar oldu.

Emanet, Sohbet, Hizmet

Adana, Kozan, Ceyhan, Niğde, Ürgüp, Develi ve Yahyalı camilerinde elli yıla yakın, fahri vâiz olarak hizmet yaptı.
Bir taraftan, İslam’ın muazzez prensipleri böylece gönüllere nakşedilirken diğer taraftan, odalarda özel sohbetler devam ediyordu.
Sohbet Allah Rasûlü’nün bu ölümsüz metoduyla, insanlar, dünyaya kulluktan kurtulup Hakk’a kul oluyordu.
Gönüllere ekilen İlahî sevgi tohumunun yeşeren dalları arasında, bütün köksüz duygular yok oluyordu.
Sohbetlerin manevî hazzı içinde zaman ve mekân unutuluyor, nefsin önüne dizilmiş dağ gibi ihtiras yığınlarının ötesinde yepyeni bir dünya açılıyordu.
Bu arada Efendi hazretleri levha yazarak ve kısmen ziraatle meşgul olarak maişetini temine çalışıyordu.

Azgın nefsi kesmek ,ıslah etmek bizlerin elinden gelmez. Ancak nefs-i emmare , bir mürşid-i kamilin hakikat kılıcıyla kesilirse nefs-i mutmainneye, nefs-i râziyeye ve nefs-i merziyyeye dönüşür.

Mürşid-i kamile teslim olmalı iyice. O, akıl, zikir, hilm, sabır, kanaat, tevekkül,tevazu ile kötü huylarımızı iyileştiriverir. Bizlerde hırs var, tamah var, buhl var, adâvet var, buğz var, haset var, kibir var, yalan var/’Yok, yok!” diyoruz ama kendi kendine patlak veriyor, ortaya çıkıyor. Yaralarımız çok. Bunlardan kurtulmamız içinse bir tabib-i hâzık, bir manevi doktora muayene olmalıyız. Manevi doktorun Kur’an-ı Kerim’den ve hadis-i şeriflerden çıkardığı reçetelerle devâ bulmalıyız. Bu ilaçları, istenildiği kadar-tadı acı olsa da- deva için içmeliyiz.